Aşk ve Evlilik

Bana göre aşk, benzersiz, akıl almaz bir mutluluk/ rahatlama/ güvenlik/ neşe/ heyecan hissidir. Çevredeki renklerin 3000px artması; tüm düşmanların bir anda göze dost görünmeye, tüm dertlerin önemini yitirmeye başlamasıdır. Bir anda 16 yaşınızdaki saflığa geri dönmek, Tarot kartlarındaki “The Fool” olmaktır aşk.

İlk görüşte, yıldırım çarpmış gibi de vurulabilirsiniz, zamanla da aşık olabilirsiniz. İlk görüşte aşk, beş “shot” Tekila’yı peş peşe yuvarlamak gibidir: Darbeyi alınca sersemletir, ardından mutluluğa tavan yaptırır, en sonunda sapıttırır… kendine gelince ise bir daha tekila içmemeye yemin ettirir.

Zamanla sevmek ise rakı masasında demlenmeyi iyi becerenin yaklaşımına benzer. Yudum yudum, keyifle çıkarır alkolün zevkini, saçmalığa pabuç bırakmamacasına…

Rakı içmek, “meyana gelmek”, demlenmekle ilgilidir. Aceleye, abazanlığa, azmaya yer yoktur rakı meclislerinde. Sohbet vardır, dostluk vardır, yemek yemek vardır. Çelebi gönüllü canların içkisidir rakı. Tıpkı zamanla aşık olmak gibi.

Dingin bir ırmak suyu olup akmak gibidir rakı sarhoşluğu. Bereketli, hayırlı bir değişimdir anlayacağınız. 1e, 3 ölçü su ile içilmesinden gelir belki de bu hayır. Su varsa bereket vardır. Zamanla gelen aşk da kuralsızca, sakin sakin akmaktır plansız programsız daima yolunu bulmacasına, tıpkı su gibi. Sevilecekse sever, sevilmeyecekse sevmezsiniz. Hata yoktur zaman içinde acelesizce su gibi akarken oluşanlarda.

Evet, aşk çokça da sorunludur; temel dinamiğinde çatışma vardır, doğru. Adı geçen gerçeği Yunan ve Roma mitolojileri aşk tanrıçasının –yani Afrodit’in, Venüs’ün- kocasının savaş tanrısı Ares/Mars olması ile sembolize ederler. Aşk kavgayı çeker. Her üstesinden gelinen sorun arından bir diğeri baş gösterir. Sorunlar bitti mi? O zaman da can sıkıntısı ve ardından ufaktan bezme durumları baş gösterir. Aşk bir rollercoaster’dır… heyecan verici iniş-çıkışlarla dolu bir eğlence.

Aşkın başındaki (o rollercoaster’a binmeden önceki) farklı mutluluk boyutuna kayıverme ortamı bir aşıdır bana göre; 2-3 ay sonra gelmeye başlayacak sorunları taşımak, bunlardan yıkılmamak, hepsini rollercoaster gibi algılamak ve pabucu bırakıp kaçmamak, terk edememek için doğa tarafından yapılan bir aşı. O dertlerle göğüs göğse çarpışmak, dengeyi sağlamak, uyumu oluşturmak adamı adam, kadını kadın eder. Aşkın tek nedeni de budur belki de: Normal şartlar altında savaşmaktan kaçacağımız ve böylece evrimselleşemeyeceğimiz ortamlara bizi itmek.

Evrimselleşmek ise ne sıkıcı imam vaazlarında idealize edilmiş –kimse kusura bakmasın- bir hımbıla dönmek, ne de öldükten sonra meleklerin kanadına yapışıp cennete girebilmek için önceden sığılacak / sığınılacak dar bir zırhtır. Evrimselleşmek, yani daha iyi biri olmak, bu dünyayı kötülükten kurtarmak, o benzersiz (eski, big bang öncesi) mutluluğu yeniden yakalamak için biricik yoldur. Aşkın -inişsiz çıkışsız olsa- da hiç can sıkmayan ve bu dünyada yaşarken aklımızın alamayacağı bir biçiminin bizi beklediği ortama tek yön bilettir.

Bu yüzden başımıza aşk geldiyse olan bitene kafayı takmayıp, kavga-dövüş, iniş-çıkışlara ince, bilgece bir tebessümle göğüs germekte; yaşananları birer dert değil, -bizi daha iyiye götürecek- birer yol gösterici şeklinde algılamak gerekir. Sorunlar karşısında kimi vızıldar durur, olduğu yere pesimizm içinde kazık çakar; çevreden kendine benzeyen birkaç mıymıntı daha bulup kendini pışpışlatarak tozlu, küflü, renksiz bir ortamda bedbinlik içinde uyuklar durur. Oysa güçlü adam şikayet etmez, sorunları basamak olarak görür, birkaç kez poposunun üzerine oturacağını bilerek onların üzerlerine yürür.

“Aşk ve Evlilik” için 1 yorum

  1. evilik aşkı bitirir derlerdi ama ben inanmazdım ve inandığım yolda yürüdüm gerçekten de öyle birşey yok olmaması da lazım aşk ruhsuz insanlarda biter

Yorumlar kapalı.